Teşhisi

There are no translations available.

Denge ve hareket bozukluğu hastalıklarının teşhis ve tedavisi günümüz teknolojisine rağmen niçin bu kadar zor olmaktadır?

Sorun, dengeyi sağlayan unsurlardan duyusal (görsel, iç kulak ile ilgili, algısal) ve motor sistemlerin birbirleriyle etkileşim ve koordinasyon içinde çalışmasından, ayrıca birçok organı ilgilendirmesinden kaynaklanmaktadır. İnsandaki denge sistemi çok karmaşıktır. Birçok organın birbiriyle etkileşim ve uyumunun sağlanması gerekir. Hâlâ çoğu uzman ve klinik, denge bozukluklarının tanı ve tedavisinde geleneksel yöntemleri kullanır. Tanıya yönelik bu testler çoğunlukla tek bir organla ilgili bulgular verir. Bu klinik sonuçların çoğu, denge hastalıklarının tanısına ya da tedavisine önemli bir katkı sağlamaz. Sorun sadece sistemlerden birini değil aynı zamanda beyin gibi diğer sistemleri de etkileyebilir. Klasik klinik yaklaşımlar, denge ve hareket kontrolünü sağlayan entegrasyonu sistematik olarak ilişkilendiremez. Dolayısıyla bu tür hastalıklarda sorun tespit edilemez. Hekim kendine soru sormaya başlar. Acaba hasta beni yanlış mı yönlendiriyor? Acaba hastanın kendini iyi hissetmesi için ya da semptomları baskılaması için baş dönmesi ilacı ya da trankilizan verilmeli miydi? Aynı şekilde hastada da benzeri sorular belirmeye başlar: Bu doktor benim problemimi anlamıyor! Ya da daha kötüsü, bu doktor benim hastalığımı atlayacak mı?! Kronik denge hastalıklarının büyük çoğunluğunun düzeltilmesi mümkündür. Rehabilitasyon dediğimiz bu düzeltme işlemi kişinin eksiklerini yerine koymasına ve kompanse etmesine olanak tanır. Ancak denge bozukluğu olan hastaların tam tedavisi çok karmaşık ve değişik branş uzmanlarının konsültasyonunu gerektirdiğinden bir denge merkezi düşüncesi doğmuştur. Bir denge merkezi düşüncesinde en önemlisi, çeşitli branşlardan baş dönmesi ve denge hastalıkları konusunda eğitim almış ya da bu konuda tecrübesi olan uzmanlarla çalışmaktır. Bu ekip kulak-burun-boğaz (nörotolaji), nöroloji, nöroşirurji, odyoloji, psikiyatri, fizik tedavi, aile hekimi branşlarında uzmanlardan oluşur. Bu elemanların hepsinin, denge bozukluğu olan bir hastanın tanı ve tedavisinde deneyimli olması gerekir. Denge merkezi düşüncesi bu sorunları çözmek için farklı bir örnektir. Denge problemi olan tüm hastaların ele alınışı; teşhisleri ne olursa olsun hastayı ilk gören hekimden diğer hekime konsültasyon istenmesi şeklinde, hastanın denge hastalıklarında uzman olan hekimlerden kurulu bir ekip tarafından karşılanması temeline dayanır. Bu sistemle bu ekip giderek daha çok baş dönmeli hasta görür. Bu çalışma şekli, ekibe daha deneyim kazandırır ve feed back kullanır hale getirir. Aile hekimi, baş dönmesi hastalığı yapan hastalık ne olursa olsun hastayı denge merkezine gönderir. Dolayısıyla KBB hekimine (nörotoloğa), nörolog psikiyatriste, ortopedist, fizik tedavi uzmanına birlikte bilgi vererek hastaya daha hızlı, daha ucuz, daha etkin bir hizmet sunulmuş olur. Denge merkezleri sistemi topluma anlatılmalı ve geliştirilmelidir. Dengesizlik ve düşmenin önlenmesi konusunda konuşmalar yapılmalı, destek grupları oluşturulmalıdır. Sonuçta baş dönmesi ve denge bozukluğu olan hastaların tedavisi için gerçek bir denge merkezine ihtiyaç vardır. Multidisipliner denge merkezi bu hastaların ihtiyaçlarına cevap vermek için ideal yerdir.

Baş dönmesi ve denge bozukluğu, insanları % 70 oranında tüm yaşamları boyunca değişik şiddette en az bir kere hekime başvurma noktasına getirmiştir. Peki bu hastalar bu yakınmalarının teşhisinden ve dolayısıyla tedavisinden ne kadar tatmin olmuşlardır? Bu hastalıklar grubu birçok organ ve sistemden kaynaklanabileceği için, en başta hastaların ilk seferde doğru uzmanla karşılaşmama problemi vardır. Bu tür hastalar değişik dallardaki uzmanlar tarafından değerlendirilmekte ve çoğu zaman hasta kendisinin hangi kategoriye girdiğini anlayamamaktadır. Hastalar kendilerini sahiplenmemiş hissetmektedir. Bu duruma değişik branştaki doktorların birbiriyle iletişime geçmemesinin de katkısı vardır. Elektronistagmografi (ENG) ve vestibüler (iç kulak ile ilgili) testlerin, denge bozukluğu olan hastaların izlenmesinde sınırlı ölçüde yeri vardır. Çevresel disorientasyon ve denge bozukluğuna sebep olan vestibüler ile santral hastalıkları olan kişilerin fonksiyonel kapasitelerinin değerlendirilmesinde ek desteğe ihtiyaç vardır. 1971 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde uzaya gidecek astronotların denge sistemlerini kontrol etmeye, uzaydan döndükten sonra da onların yer çekimine uyum sağlamalarına yarayan teknolojik bir alet geliştirildi. Bu cihaz birkaç yıl sonra denge problemlerinin hangi organda olduğunu teşhis etmek ve bu hastaları rehabilite etmek için kullanılmaya başlandı. Günümüzde halen dünyanın belli yerlerinde kurulan denge rehabilitasyon merkezlerinde çok amaçlı olarak kullanılmaktadır.
Baş dönmesi nedenleri nasıl teşhis edilir?

Bilgisayarlı Dinamik Postülografi:

Çoğu iç kulak kaynaklı baş dönmeleri ve denge kaybı yapan hastalıklar, hastalığın kriz ya da akut döneminde ilaç tedavisi veya cerrahi olarak kontrol altına alınabilir. Ancak bu hastalarda kriz dönemleri arasında oluşan dengesizlik problemleri devam eder. Bu noktada hastalar Bilgisayarlı Dinamik Posturografi ile 6 ya da 7 haftalık dönemlerde, haftada en az iki seans olmak üzere rehabilite edilir. Özellikle Motion Entoloren denen araç tutması hastalığı olanlarda çok etkili bir tedavi yöntemidir. CDP tedavisinden yarar gören bir başka hastalık grubu ise Multipl Skleroz ve Parkinson hastalarıdır. Bu hastalarda mevcut patoloinin beyindeki denge merkezlerini tutmasına bağlı dengesizlik problemleri olur. Parkinson hastalarında bu durum için yapılan operasyonların başarısının ölçülmesinde ve gerekse operasyon sonrası rehabilitasyonda çok etkin olarak kullanılmaktadır. ABD'de her yıl hastanelerin acil servislerine 1.000.000 kişi kafa travması nedeniyle başvurmakta, bunlardan ciddi kafa travması geçirenler 5 yıla yakın bir zamana kadar şiddeti giderek azalan oranda denge problemleri ile karşılaşmaktadır. Bir kısmında da kalıcı denge kusurları oluşmaktadır. Dengesizlik ya da dizzines, trafik kazası geçirenler arasındaki en sık bulgudur. Bu tür hastalar gecikmeden Posturografi ile rehabilite edilirse, hem ileriye dönük kalıcı kusurların kalmaması hem de hastanın çok yakın zamanda sosyal yaşama ayak uydurması sağlanabilir. Stroke diye bilinen inme (Ani damar tıkanıklıklarına bağlı felçler) hastaları ortalama her yıl 700.000 kişi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tür hastalıklar günlük yaşamı en çok etkileyen denge bozukluklarıdır. Bu amaçla yılda 40 milyar dolarlık tıbbi destek harcaması yapılmaktadır. Özellikle yaşlılığa bağlı olarak, bazı kişilerde vücudun dengesini sağlayan merkezlerin dejeneratif olarak yıpranmasına bağlı aksaklıklar görülür. Bu tür yaşlı hastalar denge bozuklukları yüzünden birçok ortopedik ve zaman zaman da hayati travmalara uğrarlar. Bu kişiler için bu durum çoğu zaman yatağa bağımlılık demektir. İşte dengesizlik yönündeki problemleri aşmada posturografi "altın standart" olarak kullanılmaktadır. Dünyada baş dönmesi ve denge bozukluğundan muzdarip olanlar birtakım fun kulüpler ve sivil toplum örgütleri kurma noktasına gelmişlerdir. Bu ihtiyacı belirleyen en önemli neden, bu hastalık grubunun kişiyi sosyal yaşamdan soyutlaması ve mesleki uğraşında başarısızlığa sürüklemesidir. Özellikle yaşlı hastalarda denge bozukluğu nedeniyle oluşan travmalar hayatı tehdit eden noktalara kadar gitmektedir. İşte bu aşamada son 10 yıldır geliştirilen posturografi tekniği, denge bozukluklarının teşhisinde (hastalığın hangi sistemde olduğu) ve bu hastaların denge rehabilitasyonunda çığır açmıştır.

Aşağıdaki resimde dinamik posturografi cihazı ve uyulaması görülmektedir:

 

Copyright © %YEAR%. Tüm Hakları Saklıdır.